Son yıllarda gündelik olarak sıkça karşılaştığımız bir kelime “sürdürülebilirlik”. Alışveriş yaparken markette, giysi denerken mağazalarda, bankada sıra beklerken camlarda hatta eğlendiğimiz konserlerde bile önümüze çıkan bu kelime sadece popüler bir trendden mi ibaret?

Bir yandan dijitalleşirken bir yandan da dönüşen günümüz dünyasını daha iyi algılayabilmek ve sağlıklı yarınlar oluşturmaya katkı sağlayabilmek için üzerinde yoğunlaşmamız gereken bir konsept sürdürülebilirlik. Geçmişe kısa bir yolculuk yaptığımızda özellikle Sanayi Devrimiyle birlikte gerçekleşen hızlı sanayileşme ve sebep olduğu çevresel zararlar neticesinde beşerî faaliyetlerde bir düzenlemeye gidilme ihtiyacı duyulduğu görülmektedir. Bunun yanında nüfus her geçen gün artmakta kentleşme hız kazanmaktadır.

Tüm bu gelişmelere bağlı olarak “sürdürülebilirlik” kavramı ilk kez 1987 yılında Birleşmiş Milletler Dünya ve Çevre Gelişme Komisyonu tarafından “bugünün ihtiyaçlarının gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılamalarına fırsat verecek şekilde karşılanması” olarak tanımlanmıştır. Bu tanım, yıllardır süregelen düzene karşı bir dik duruş ve endüstriyel düzene de yeni bir soluk niteliğindedir.

Sürdürülebilirlik kavramı 3 temel bileşenden oluşmaktadır: çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve sosyal sürdürülebilirlik. Bu üç sac ayağından birinin eksik olması durumunda hedeflenen düzenin sağlanması hiç kuşkusuz mümkün değildir. Çevresel sürdürülebilirlik genel hatlarıyla enerji verimliliği, sera gazı emisyonlarının azaltılması, biyoçeşitliliğin korunması, su kaynaklarının korunması, atıkların azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımı, sürdürülebilir enerji kaynaklarının kullanımı gibi sayısız konu başlığını kapsamaktadır. Başka bir deyişle ekonomik kazanç ve kalkınma hedeflerine ulaşılması yolunda ekolojik dengenin göz önünde bulundurulması için çalışır, doğal kaynakların kısıtlı olduğu gerçeğini çalışma alanının merkezine koyar. Ekonomik sürdürülebilirlik finansal akış, denge ve büyümenin devamlılığının sağlanması için adil üretim/tüketim dinamikleri odağında çalışır, kalkınmanın sağlanması için bilinçli yöntemler sunar. Sosyal sürdürülebilirlik ise toplumsal koşulların iyileştirilmesi adına eğitim, sağlık, refah, güven gibi pek çok alanda çalışmalarını sürdürür. Temel ihtiyaçlarına kolayca erişebilen, mutlu ve refah içinde bir arada yaşayan bireylerin toplumsal hedeflere ulaşma noktasında en önemli unsur olduğu prensibini merkezine alan sosyal sürdürülebilirlik, çevresel ve ekonomik parametrelerin değişkenliğinden kolaylıkla etkilenebilir.

Dünya genelinde sürdürülebilirlik kavramının her alanda sistematik olarak uygulanabilmesi için 2015 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları oluşturulmuş ve küresel kalkınmanın sağlanması bu amaçlarla temellendirilmiştir. Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam, Nitelikli Eğitim, İklim Eylemi, Eşitsizliklerin Azaltılması gibi pek çok konu başlığını kapsayan 17 amaç, 193 ülkenin katılımıyla yürürlüğe girmiştir. Belirlenen amaçların uygulama mekanizmaları ve yaptırım uygulamaları netleştirilmediği için ise pratik uygulamalarında hedeflenen başarıya ulaşılamıyor.

Tüm bunlar kapsamlı bir şekilde gözden geçirildiğinde sürdürülebilirlik kavramının son yıllarda bu denli karşımıza çıkmasının bir tesadüf olmadığı görülmektedir. Küresel ihtiyaçlar neticesinde 35 yıl önce tanımlanmış bir kavramın kapsamlı bir şekilde uygulanamayışı dünyamızı geri dönülmez bir eşiğin sınırına getirmiş, şu an yine günümüzün ve aslında geleceğimizin ihtiyaçları sebebiyle de uygulama yöntemleri düzenlenmeye çalışılmaktadır. O sebeptendir ki günümüzde marketlerde iyi tarım uygulamalarıyla üretilmiş domatesler ve mağazalarda BCI sertifikalı gömlekler, enerji verimli ürünler, elektrikli araçlar,geri dönüştürülmüş malzemeden üretilmiş ayakkabılar sıkça karşımıza çıkmakta; konserler ve festivaller karbon nötr konseptiyle organize edilmektedir.

Bir sorunun temel sebebini anlamadan çözüm sağlamak mümkün olmayacağı gibi çözüm önerilerine uyum sağlamak ve hayatımızı ona göre şekillendirmek de çok mümkün değildir. Sürdürülebilirlik konseptini daha iyi anlamak ve bu dönüşüme çok çeşitli bakış açılarıyla bakarak dahil olmak için AzKarbon Blog yazılarını takipte kalın.